Hastanede, poliklinikte en sık duyduğum cümlelerden biri şu:
“Hocam, sadece vitamin kullanıyorum; zararı olmaz ya…”
Keşke mesele bu kadar basit olsaydı…
Vitaminler hayati, evet. Ama “ilaç değildir” demek de her zaman doğru değil. Çünkü gereksiz, bilinçsiz ve uzun süreli kullanıldıklarında vücutta hiç de masum davranmazlar. Hatta bazıları, fazla alındığında ciddi sağlık sorunlarına kapı aralayabilir.
Önce şunu net söyleyelim:
Vitamin eksikliği kadar, vitamin fazlalığı da bir hastalıktır.
“Bir tane daha alsam ne olur?” sorusunun cevabı;
Özellikle son yıllarda sosyal medyada “bağışıklık”, “anti-aging”, “kanserden korunma” gibi iddialarla vitamin kullanımı adeta kontrolden çıktı. Oysa bilim bize şunu söylüyor:
Her vücut, her vitamini ve her dozu tolere edemez.
Biraz somutlaştıralım.
🔸A vitamini: Güzellikten zehre giden ince çizgi
A vitamini yağda erir ve vücutta depolanır. Yani fazlası idrarla atılmaz. Uzun süre yüksek doz alındığında:
• Karaciğer hasarı
• Kemik erimesi
• Baş ağrısı, saç dökülmesi
• Hamilelikte ciddi doğumsal anomaliler
görülebilir. “Cildim için alıyorum” diye başlayan süreç, karaciğer fonksiyon testleriyle sonuçlanabilir.
🔸E vitamini: Antioksidan mı, kanama riski mi?
E vitamini de masum görünen ama doz aşıldığında sorun çıkaranlardan. Yüksek dozlarda:
• Kanama riskini artırabilir
• Özellikle kan sulandırıcı kullananlarda ciddi komplikasyonlara yol açabilir
“Antioksidan alıyorum” derken, farkında olmadan vücudun denge sistemine müdahale edilebilir.
🔸D vitamini: Herkese lazım ama herkese aynı doz değil
Evet, D vitamini eksikliği çok yaygın. Ama bu durum, kontrolsüz yüksek dozların güvenli olduğu anlamına gelmez. Fazlalığında:
• Kanda kalsiyum yükselir
• Böbrek taşı oluşabilir
• Kalp ritim bozuklukları görülebilir
Aylarca, hatta yıllarca ampul ampul D vitamini kullanan hastalarda bunu net bir şekilde gözlemliyoruz.
🔸B6 ve B12: “Suda erir, zararsız” efsanesi
Genelde “suda erir, fazlası atılır” denir ama bu her zaman doğru değildir. Özellikle B6 vitamininin uzun süre yüksek dozlarda kullanımı, sinir hasarına yol açabilir. El ve ayaklarda uyuşma, his kaybı düşündüğümüzden daha sık görülür.
🔺Peki, kanser yapar mı?
Bu soru çok soruluyor. Net konuşalım:
Vitaminler doğrudan kanser yapar demek bilimsel olarak doğru değil. Ancak bazı vitaminlerin, özellikle antioksidanların, yüksek dozlarının mevcut kanser hücrelerinin büyümesini destekleyebileceğine dair güçlü bilimsel veriler var. Yani “koruyorum” derken, farkında olmadan süreci hızlandırmak mümkün.
Ne yapmalı?
Burada işin özü aslında çok net:
• Kan tahlili yapılmadan vitamin başlanmamalı
• “Komşuma iyi gelmiş” tıbbi bir ölçüt değildir
• Sosyal medya önerileri, klinik rehberlerin yerini tutmaz
• Her vitamin, herkes için uygun değildir
• Doz ve kullanım süresi, en az vitaminin kendisi kadar önemlidir
Ve belki de en önemlisi:
Vitaminler, sağlıklı beslenmenin alternatifi değildir.
Sebzeyi, meyveyi, proteini, güneşi; yani doğal olanı bir kapsülün içine sığdıramazsınız.
Bir doktor olarak şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim:
Vücudunuz, son derece hassas bir dengeyle çalışır. Bu dengeyi desteklemek başka bir şeydir; rastgele müdahale etmek bambaşka.
Vitamin deyip geçmeyin.
Bazen fazlası, eksikliğinden çok daha fazla zarar verir.
Dr. Deniz İsmiyeva
Toplumsal analizleri ve özgün bakış açısıyla ajansımızın vizyoner kalemlerinden biri.
Tüm Makaleleri Görüntüle