Şahane Agahoğlu
Editoryal
19 Ocak 2026

Kanlı Ocak ve Ülvi Bünyadzade

Yazar Şahane Agahoğlu
Tüm Arşivi Gör

20 Ocak 1990, Azerbaycan tarihine bir yas günü olarak değil, bir milletin istiklal iradesini kanıyla mühürlediği gece olarak geçti. O gece Bakü’de tanklar yalnızca sokakları ezmedi; bir halkın sabrını, sessizliğini ve korku duvarlarını da paramparça etti. Sovyet ordusu, silahsız insanlara karşı insanlık dışı bir katliam gerçekleştirdi. Kadın, çocuk, yaşlı demeden açılan ateş, Azerbaycan’a değil doğrudan insanlığa yönelmişti.

147 kişi şehit düştü, yüzlercesi yaralandı, yüzlercesi hukuksuzca tutuklandı. O gece uluslararası hukuk, insan hakları, vicdan ve adalet sustu. Ama Azerbaycan halkının özgürlük iradesi susmadı. Yetmiş yıl boyunca zorla elinden alınan bağımsızlık, işte o gece kan rengine boyanarak geri dönülmez bir yola girdi. Çünkü imparatorluklar tankla susturur, milletler ise kanla uyanır.

Bu uyanışın en berrak yüzlerinden biri, henüz yirmi bir yaşında şehit edilen Ülvi Bünyadzade idi.

Ülvi sadece bir genç değildi. O, kalemiyle konuşan, sözüyle direnen, şiiriyle iman eden bir neslin temsilcisiydi. Kurşunlar onun bedenini hedef aldığında, Azerbaycan’ın yarınını da susturmak istediler. Çünkü Ülvi, yaşayan bir fikir, yürüyen bir vicdan, yazan bir vatan bilinciydi.

Onun Karabağ için yazdığı şiir, sanki bir şehidin kendi mezar taşına yazdığı sözler gibiydi

Beni böyle aciz görme mezarda,

Mezarda da Karabağ’ın özüyüm.”

Bu dizelerde yalnızca bir coğrafya yoktur. Bu dizelerde iman vardır. Vatanı dinle, toprağı inançla birleştiren bir ruh vardır. Ülvi, Karabağ’ı savunulacak bir arazi değil, uğruna ölünecek bir hakikat olarak görüyordu. İşte bu yüzden onun şiiri bugüne, bugünün şehitlerine ve henüz doğmamış nesillere hitap eder.

Ülvi’nin dizelerinde korku yoktur. Ölümden ürkmeyen ama esaretten tiksinen bir yürek konuşur:

“Ben korkmam uzak yola çıkmaktan,

Bu yolun ayazından, soğuğundan.

Ben korkmam bu yolun acısından, ağrısından,

‘Ölüm’ adlı uykusundan, Ben korkmam.”

Bu bir şiir değil, bir teslimiyettir. Şehadete yürüyen bir ruhun, Rabbine ve vatanına verdiği sözdür. Ülvi’nin kalemi, henüz genç yaşında, korkunun karşısına imanı dikmiştir.

O gece yalnızca Ülvi şehit olmadı. Nice kahraman, bir gecede tarihin onur safına geçti. Kimi evine dönerken, kimi yaralıya yardım ederken vuruldu. Onlar hayatlarını kaybetmediler; Azerbaycan’ın istikbaline can verdiler.

Bu çağrı, yalnızca Azerbaycan’a değil; bütün Türk dünyasına, bütün ümmete yöneliktir.. Aynı secdenin, aynı direnişin izidir.

20 Ocak’ı anmak, sadece yas tutmak değildir. 20 Ocak’ı anlamak, bağımsızlığın bedelini unutmamaktır. Ülvi Bünyadzade ve onun gibi şehitler, toprağa düşerek kaybolmadılar; toprağa karışarak vatana dönüştüler.

Şehitler ölmez.

Vatan unutmaz.

20 Ocak, bunu tarihe kanla yazmıştır.

Şahane Agahoğlu

Gazeteci - Medyabir Haber Ajansı Azerbaycan Temsilcisi

Tüm Makaleleri Görüntüle