2025 yılı Ekim–Kasım dönemi ekonomik verileri, Türkiye ekonomisinin hacim olarak büyümeye devam ettiğini gösterse de, yapısal sorunların hâlâ güçlü bir şekilde hissedildiğini ortaya koyuyor. Ekonomik ve dış ticaret performansı rakamlarla anlatıldığında tablo barizleşiyor: kısa vadede dramatik bir iyileşme beklemek hâlâ zor.
Ekonomik Büyüklük ve Büyüme:
2025 itibarıyla Türkiye’nin gayri safi yurt içi hasılası (GSYH) dünya sıralamasında 16’ncı büyük ekonomiler arasında yer alıyor. GSYH büyümesinin 2025 yılında yaklaşık %3,5 civarında olacağı öngörülüyor. Bu büyüme, küresel ekonomik zorluklar ve iç dinamikler nedeniyle orta düzeyde seyrediyor. Ancak kişi başı gelir hâlâ OECD ülkelerinin çok altında, yani büyüme vatandaşın refahına eşit yansımıyor.
Enflasyon ve Ekonomik Belirsizlik:
Kasım 2025 itibarıyla yıllık enflasyon %31 civarında seyrediyor. Kur dalgalanmaları ve siyasi belirsizlikler, yatırımcı güvenini baskılıyor ve üretim ile ihracat kapasitesini olumsuz etkiliyor. 1 Ekim 2025 itibarıyla dolar kuru ~41,6 TL, euro kuru ~48,8 TL seviyesinde gerçekleşti. Bu durum, üretim maliyetlerini artırıyor ve ekonomik planlamayı zorlaştırıyor.
Dış Ticaretin Gerçek Rakamları:
Ekim 2025 verilerine göre Türkiye’nin dış ticareti şöyle gerçekleşti:
İhracat: %2,3 artış ile 24,0 milyar dolar
İthalat: %6,6 artış ile 31,4 milyar dolar
Dış ticaret açığı: ~7,4 milyar dolar
Kasım 2025 verilerine göre:
İhracat: ~22,7 milyar dolar
İthalat: ~30,5 milyar dolar
Dış ticaret açığı: ~7,8 milyar dolar
2025’in Ocak–Kasım döneminde dış ticaret açığı toplam ~82,4 milyar dolar olarak hesaplandı. Bu veriler, ihracat artışının olumlu olduğunu gösterse de, ithalatın yükselişi açığın hâlâ yüksek seviyede seyrettiğini ortaya koyuyor.
Cari Denge:
Ekim 2025 itibarıyla cari işlemler dengesi kısa süreli olarak 457 milyon dolar fazla verdi. Ancak yıllıklandırılmış cari açık ~22 milyar dolar seviyesinde devam ediyor. Bu, dış ticaret açığının hâlen birincil dış finansman ihtiyacını doğurduğunu gösteriyor.
Kısa Vadede Düzelmemenin Nedenleri:
Ekonomideki sorunlar üç ana başlıkta öne çıkıyor:
Katma değer düşük üretim: İhracatta otomotiv, tekstil gibi geleneksel sektörler hâkim; yüksek teknoloji ve katma değerli üretim sınırlı.
İthalata bağımlılık: Sanayi üretimi hammadde, makine ve ara ürünlerde dışa bağımlı; bu da ithalatı tetikliyor.
Yatırımcı güveni düşük: Dalgalı kur ve yüksek enflasyon ortamı, uzun vadeli yatırım kararlarını öteleten bir belirsizlik yaratıyor.
Uzun Vadeli Çözüm:
Türkiye’nin ekonomik istikrarı ve dış ticaret performansının güçlendirilmesi kısa vadeli politikalarla mümkün değil. Uzun vadede etkili olacak adımlar:
Katma değerli üretimi artırmak: Teknoloji ve inovasyon odaklı ürünler ile ihracatın kalitesini yükseltmek
Lojistik altyapıyı güçlendirmek: Uluslararası rekabet gücünü artıracak taşımacılık ve ticaret ağlarını geliştirmek
Enerji ve hammadde maliyetlerini düşürmek: Üretim maliyetlerini azaltarak küresel pazarlarda rekabet gücünü yükseltmek
Türkiye ekonomisi ve dış ticareti hacim olarak büyüyor, ihracat rakamları artıyor, bazı aylarda cari denge kısa süreli artı veriyor. Ancak rakamlar aynı zamanda gösteriyor ki, ithalat büyümesi dış ticaret açığını yüksek seviyede tutuyor ve cari denge hâlâ kırılgan.
Kısa vadede dramatik bir düzelme beklemek gerçekçi değil. Orta ve uzun vadede başarı, yapısal reformlar, üretimde katma değerin artırılması ve doğru planlama ile mümkün. Türkiye’nin gerçekçi yol haritası, kısa vadeli dalgalanmalardan ziyade, sürdürülebilir büyüme ve dengeli dış ticaret hedeflerine odaklanmayı gerektiriyor.