Zafer Özcivan
Editoryal
30 Ocak 2026

YENİLENEBİLİR ENERJİ

Yazar Zafer Özcivan
Tüm Arşivi Gör

YENİLENEBİLİR ENERJİ

Avrupa Birliği (AB), iklim hedefleri ve enerji güvenliği stratejileri doğrultusunda son yıllarda yenilenebilir enerji yatırımlarını büyük oranda hızlandırdı. Karbon emisyonlarını düşürme taahhütleri, fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılması çabaları ve ekonomik büyüme hedefleri, blok çapında temiz enerji sektörüne yapılan yatırımların artmasına yol açtı. Bu stratejik dönüşüm aynı zamanda istihdam piyasasında da dikkat çekici bir dinamizme sebep oldu.

1. Yenilenebilir Enerji Sektöründe Toplam İstihdam

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın (IRENA) en güncel verilerine göre, 2024’te AB genelinde yenilenebilir enerji sektöründe doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 1,8 milyon kişi çalışmaktadır. Bu, Avrupa kıtasındaki 2,04 milyon yenilenebilir enerji istihdamının büyük çoğunluğunu oluşturur ve Avrupa’yı bu alanda Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci işveren bölgesi konumuna taşır.

Bu rakam, 2020’de yaklaşık 1,3 milyon olan AB yenilenebilir enerji istihdamının sürdürülebilir bir şekilde arttığını gösteriyor. Aynı dönemde AB’nin toplam istihdam piyasası da büyütülse de yenilenebilir enerji sektöründeki istihdam artışı özellikle temiz enerji dönüşümünün ekonomik etkilerinin somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor.

2. Rüzgâr ve Güneş Enerjisi: İstihdamın Lokomotifleri

AB içinde yenilenebilir enerji istihdamının büyük bir bölümü rüzgâr ve güneş enerjisi sektörlerinde toplanıyor.

Rüzgâr Enerjisi:

2024 verilerine göre yalnızca rüzgâr enerjisi sektörü yaklaşık 279 bin kişiye istihdam sağlıyor. Bu rakamın büyük kısmı Almanya, İspanya ve Danimarka gibi ülkelerde yoğunlaşmış durumda. Almanya, rüzgâr enerjisi alanında yaklaşık 110 bin kişiyi çalıştıran en büyük istihdam sağlayıcı ülke konumunda.

Güneş Enerjisi:

Güneş enerjisi istihdamında ise 865 bin kişilik rekor seviyeye ulaşılmış durumda. Fotovoltaik (PV) kurulumlarının artışı ve güneş paneli üretimindeki genişleme, sektördeki istihdamı son yıllarda önemli ölçüde artırdı. Ancak, bazı raporlar, 2025 itibarıyla bu rakamın 825 bine düşebileceğine işaret ediyor; bunun nedenleri arasında yatırım yavaşlaması ve küresel rekabet baskısı yer alıyor.

Bu iki teknoloji, birlikte ele alındığında yenilenebilir enerji sektörünün toplam istihdamının büyük bir kısmını oluşturuyor.

3. Sektörün Bölgesel ve Teknolojik Dağılımı

AB içinde yenilenebilir enerji istihdamının dağılımı ülkeler arasında oldukça heterojendir. Almanya, blok içinde hem rüzgâr hem de güneş enerjisi iş gücü açısından lider konumda. Ardından İspanya, İtalya ve Polonya gibi ülkeler geliyor. Özellikle Güney Avrupa’da güneş enerjisi yatırımları ve istihdamı hızla artarken, Kuzey Avrupa ülkeleri deniz üstü rüzgâr enerjisinde ön plana çıkıyor.

Bioenerji, jeotermal, hidroelektrik ve diğer yenilenebilir teknolojiler de toplam istihdamda kayda değer paylara sahip, ancak rüzgâr ve güneş kadar hızlı büyümüyorlar. Örneğin, yenilenebilir enerji sektöründe doğrudan istihdamın önemli bir kesimi hala kurulum, bakım ve yönetim gibi teknik pozisyonlarda yoğunlaşıyor.

4. Kadın İstihdamı ve Sektörel Eşitsizlikler

Temiz enerji sektöründeki istihdam artışı olumlu bir trend yaratırken, sektörün iç yapısı bazı yapısal dengesizlikleri de barındırıyor. 2024 verilerine göre yenilenebilir enerji sektöründe kadın çalışanların oranı yalnızca yaklaşık yüzde 32 seviyesinde kaldı. Bu oran, fosil yakıt sektörüne göre daha yüksek olsa da küresel iş gücü ortalamasının altında kalıyor. Sektörde kadınlar genellikle idari pozisyonlarda veya teknik gerektirmeyen rollerde temsil edilirken, üst düzey teknik ve liderlik rollerinde daha düşük bir varlık gösteriyorlar.

Bu durum, AB’nin sürdürülebilir enerji politikasının eşitlik boyutunda da iyileştirme alanına sahip olduğunu gösteriyor.

5. İstihdamın Geleceği: Hedefler ve Beklentiler

Avrupa Komisyonu’nun 2030 yenilenebilir enerji hedefleri doğrultusunda, bu sektörün istihdam yaratma potansiyeli önemli ölçüde daha yüksek. Mevcut projeksiyonlara göre, AB’de yenilenebilir enerji istihdamının 2030’a kadar 3,5 milyon kişi düzeyine ulaşması gerektiği tahmin ediliyor. Bu, mevcut seviyelerin neredeyse iki katı büyüklüğünde bir artış anlamına geliyor ve sadece kurulumdan bakım ve üretim hatlarına kadar tüm değer zincirini kapsayan yeni iş fırsatlarının yaratılmasını gerektiriyor.

Buna ek olarak, yenilenebilir enerji sektöründeki istihdam sadece enerji üretimiyle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda ekipman üretimi, Ar-GE, eğitim ve yenilenebilir odaklı teknolojik inovasyon alanlarında da yeni iş alanlarının doğmasına olanak sağlıyor.

6. Sonuç: Enerji Dönüşümü, İşgücüne Yeni Ufuklar Açıyor

AB için yenilenebilir enerji yalnızca çevresel hedeflere ulaşmak amacıyla geliştirilen bir politika alanı değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal dönüşümün önemli bir aktörü haline geliyor. Bugün blok çapında yaklaşık 1,8 milyon kişi yenilenebilir enerji sektöründe çalışırken, bu rakamın önümüzdeki yıllarda büyüme hedefleri ile birlikte hızla artması bekleniyor.

Bu istihdam başarısı, aynı zamanda AB ekonomisinin temiz enerji teknolojileri ve sürdürülebilir üretim alanında küresel rekabet gücünü artırma potansiyelini de ortaya koyuyor. Ancak cinsiyet eşitliği, beceri uyumu ve istihdamın adil dağılımı gibi konular, yeşil dönüşümün sosyal boyutunu güçlendirmek için önümüzde duran önemli politika gündemleri olmaya devam ediyor.

Zafer Özcivan

Ekonomist / Yazar

Tüm Makaleleri Görüntüle