Çanakkale Savaşları ve Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından yürütülen titiz çalışmalar meyvesini verdi. Gelibolu Yarımadası’ndan Rumeli’ye geçen ilk Türk akıncılarına ait binlerce mezar tespit edildi. Bu keşif, Türklerin Avrupa topraklarındaki varlığına dair bilinen tarihi yeniden şekillendirecek.
Medyabir Haber Ajansı / Cihan Fulser - Tarihin Akışını Değiştirecek "Açık Hava Müzesi"
Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ve ekibi tarafından bir süredir büyük bir gizlilik ve titizlikle yürütülen arşivleme ve rekreasyon çalışmaları kamuoyuyla paylaşıldı. Küçükanafarta Tarihi Mezarlığı’nda gerçekleştirilen bilimsel kazı ve koruma çalışmaları, Türk tarihinin en erken dönemlerine ışık tutacak verileri ortaya koydu.
Orta Asya Gelenekleri Gelibolu’da
Yapılan incelemeler sonucunda, 13. yüzyıldan kaldığı belirlenen 8 bin 731 mezar yeri tespit edildi. Mezarların en dikkat çekici özelliği ise Orta Asya Türk geleneklerine uygun yapılandırılmış olmaları. Bu durum, Anadolu’dan Rumeli’ye geçiş sürecindeki kültürel devamlılığı ve köklü mirası bir kez daha kanıtladı.
"Rumeli'ye Açılan Kapı" Aydınlanıyor
Keşfedilen mezarların, Osmanlı Devleti’nin ikinci padişahı Orhan Gazi ve "Rumeli Fatihi" olarak anılan oğlu Gazi Süleyman Paşa dönemine ait olduğu belirtiliyor. 1306-1360 yılları arasında Anadolu’dan Avrupa’ya geçerek bu toprakları yurt edinen ordu komutanları ve akıncılara ait olan bu kabirler, Türklerin bölgedeki kalıcılığının tapu senetleri niteliğinde.
Bir Mücevher Olarak Türkiye Cumhuriyeti
Tarihi Alan Başkanlığı’ndan yapılan değerlendirmelerde, bu keşfin sadece bir arkeolojik bulgu olmadığı, aynı zamanda geleceğe dair bir hatırlatıcı olduğu vurgulandı. Balkanlar’da Hun, Kıpçak, Peçenek ve daha birçok Türk boyunun izlerinin bulunduğu hatırlatılırken; bugün sahip olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’nin, bu kadim adımların en değerli halkası ve adeta bir "pırlanta taşı" olduğu ifade edildi.
"Bu mezarlar; geçmişimizi, kaybettiklerimizi ve elimizdekilerin kıymetini bizlere hatırlatan birer hafıza mekanıdır. Bugün Balkanlar'da 'Evlâd-ı Fatihan' varsa, bunu Rumeli için can veren bu muzaffer akıncılara borçluyuz."
Bölgedeki restorasyon ve koruma çalışmalarının ardından alanın ziyarete açılması ve Türk tarihinin bu önemli döneminin tüm dünyaya tanıtılması hedefleniyor.