Cihan Fulser
Editoryal
28 Aralık 2025

Muğla Marmaris’te 2400 yıllık Kaya Mezarı Koruma Altına Alındı.

Yazar Cihan Fulser
Tüm Arşivi Gör

Muğla’nın Marmaris ilçesine yaklaşık 18 kilometre mesafede, Yeşilbelde Mahallesinde bulunan 2400 yıllık Kaya Mezarı, yürütülen çalışmaların tamamlanmasının ardından koruma altına alındı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillenen Yeşilbelde Kaya Mezarı, Marmaris Ticaret Odası’nın destekleri, Marmaris Müze Müdürlüğü’nün denetimi ve MSKÜ Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Gürbüzer’in danışmanlığında gerçekleştirilen çalışmalarla güvence altına alındı.

Karia ve Lykia bölgelerinde yaygın olarak görülen tapınak cepheli kaya mezarlarının kuzeydeki son örneği, Marmaris’te ise tek örnek olan Yeşilbelde Kaya Mezarı, mimari özellikleriyle dikkat çekiyor.

Mezarın M.Ö. 4. yüzyılda inşa edildiği ve Roma Dönemi boyunca da kullanıldığı tahmin ediliyor. Günümüz köy mezarlığının kuzey yamacında yer alan, tek odalı ve tapınak cepheli kaya mezarı, 2,88 metre cephe yüksekliği ve 2,52 metre cephe genişliği ile öne çıkıyor.

Ana kayanın oyulmasıyla inşa edilen mezar odasında dört adet klin (ölü yatağı) bulunuyor. Arka ve sol kısımdaki kline’lerin yan yüzlerinde yer alan aslan ayağı kabartmaları, mezarın dönemin üst düzey bir yöneticisine ya da soylu bir aileye ait olabileceğine işaret ediyor.

 

Bazen bir haber okursunuz hemen katkıda bulunmak istersiniz işte Bu habere öyle çok sevindim.

Tarihsel Anadolu Mirası Medeniyetlerinin ülkemize kazandırılması ve korunması çok kıymetli.

Ülkemizin tarihle imtihanı kadim Anadolu insanının kadirşinas ve Misafirperver tavrını yansıtmaktadır.

Bakmayın siz Ülkemizde tarihi anıt ve eserler konusunda halkımızın nedensiz şekilde tahrip ettiğini ima eden ithamlarına.

Bizim karanlık bir sömürgeci geçmişimiz olmadı. Tek tük konularla da Milletimizi yok yere yaftalayamazlar.

1000 yıldır bu eserler kadim Anadolu insanının yüreğinin temizliği sayesinde günümüze kadar geldi.

Dünya Turizm Mirasına kuşbakışı bakacak olursak eğer; İtalya’nın dışında tarihi eser korumacılığı bulamazsınız batı medeniyetinde.

‘Yunanistan var’ diyenler çıkabilir; lakin unutmasınlar ki, 500 yıllık Osmanlı sancağının altında narsist Vandalizm sergileme imkanları yoktu ve olamazdı da. Çünkü son zamanlara kadar imparatorluğun manevi ve kültür Koruma mirası altındaydı birçok hazine. Tahayyül edebiliyor musunuz özellikle batının elinde tüm hazineleri hangi müzelerde sergilenirdi şimdi.

Bakınız kendilerini medeniyetin başlangıcı addedenler hepi topu; 100 yılda şimdiki topraklarında yüzlerce yıllık geçmişi olan binlerce camiyi yıkmış, kiliseye çevirmiş, ibadete açık camı bile bırakmamışlardır.

Balkan Slavları veya Yunanlılar mı koruyacaktı tarihi eserleri? Güldürmeyin beni.

 

Tamam iğne çuvaldızdan daha küçüktür elbette ama eh kendimize de batıralım ki feyz alalım;

Müzelerimizdeki sayımlarda eksik çıkan, demirbaş defterlerinde olduğu halde bulunamayan, depolardan gaip olduğu söylenen yahut imitasyona uğramış eserler peki kimin eseri?

Demek ki Türk Halkına laf söyleyenler, öncelikle konuyla şuradan veya buradan, değil komplike düşünmek zorundalar. Mesele ne eğitim ne de bağnazlıktır.

Özellikle sanat tarihine az biraz alakalı kimselerce muhafaza edilemeyen yahut uzman kişilerin gayri hukuki eylemlerine maruz kalan eserlerimizin olgusal sorununu incelesin ve sonra laf söylesinler. 

Türk Halkının Müşfik, kalender ve gönlü bol duygularıyla da oynamasınlar.

 

İçimizdeki yanlışları düzeltelim. Bu toprakların mirasına hepimiz sahip çıkalım. Başta; Doç.Dr. Mehmet Gürbüzer Hoca ve Arkeoloji ekibi olmak üzere, Marmaris Ticaret Odası ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi nezdinde emeği geçenlere sonsuz teşekkürler.

Cihan Fulser

Toplumsal analizleri ve özgün bakış açısıyla ajansımızın vizyoner kalemlerinden biri.

Tüm Makaleleri Görüntüle