Estetik Tercihler Kişiliğe Göre mi Şekillenir? (Alfa–Beta–Sigma Etkisi) | Ajans Arşivi
Dr. Deniz İsmiyeva
Editoryal
26 Aralık 2025

Estetik Tercihler Kişiliğe Göre mi Şekillenir? (Alfa–Beta–Sigma Etkisi)

Yazar Dr. Deniz İsmiyeva
Tüm Arşivi Gör

Son yıllarda estetik konuşurken yalnızca yüz hatlarını değil, kişilikleri de etiketler olduk.

Alfa, beta, sigma…

Peki bu kavramlar yalnızca sosyal medya jargonundan mı ibaret, yoksa estetik ve sağlık kararlarımızda gerçekten bir karşılığı var mı?

Estetik tercihler çoğu zaman dışarıdan bakıldığında “aynı” gibi görünür. Oysa işin mutfağında, yani insanın kendisiyle kurduğu ilişkide, bambaşka dinamikler çalışır. Aynı işlemi isteyen iki kişinin motivasyonu, beklentisi ve sonuçtan alacağı tatmin tamamen farklı olabilir.

Bu noktada kişilik yapısı, sandığımızdan çok daha belirleyici bir rol oynar.

 🔹ALFA kişilik yapısına sahip bireyler, genellikle netlik ve güç algısıyla ilgilenir. Estetikte çene hattı, yüz oranları, belirgin ama kontrollü dokunuşlar ön plana çıkar. Amaç “değişmek” değil, daha güçlü bir duruş sergilemektir. Aşırı müdahaleden çok, denge onlar için kritiktir.

🔸BETA kişiliklerde ise uyum ve kabul edilme ihtiyacı daha baskındır. Bu kişiler estetikte çoğunlukla cilt kalitesi, göz çevresi ya da daha yumuşak dokunuşlara yönelir. Trendleri yakından takip ederler. Buradaki risk, kişinin kendi yüzünden çok başkalarının beklentilerine odaklanmasıdır.

Son yılların en çok konuşulan grubu olan 🔺SİGMA kişilikler ise estetikte minimalizmi tercih eder. “Belli olmasın” cümlesi bu grupta sık duyulur. Müdahale vardır ama gösteriş yoktur. Estetik, dış dünya için değil, kişinin kendisiyle olan uyumu için yapılır.

Daha duygusal ve dalgalı 🔹GAMA kişilik yapısına sahip bireylerde ise estetik talepler sıklaşabilir. Küçük ama tekrarlayan müdahaleler, bazen içsel bir boşluğu dış görünüşle doldurma çabasına dönüşebilir. Bu noktada estetikten önce, kişinin kendisiyle temas kurması çok daha sağlıklıdır.

Burada altını çizmek gereken önemli bir gerçek var:

Sorun estetik değil, neden estetik istendiğidir.

Gerçek bir ihtiyaçtan doğan estetik, kişiyi özgürleştirir.

Takıntıya dönüşen estetik ise kişiyi aynaya hapseder.

Bu yüzden “estetik bağımlılığı” kavramını tek başına bir etiket olarak kullanmak çoğu zaman yanıltıcıdır. Asıl mesele, kişinin yaptığı her müdahaleden sonra kendini daha mı iyi hissettiği, yoksa sürekli yeni bir eksiklik mi keşfettiğidir.

Sağlık ve estetik dünyasında en zor ama en etik duruş bazen “yapmamak”tır. Çünkü her talep, her zaman doğru bir ihtiyaç değildir. Estetik; kişiliği bastırmak için değil, kişinin kendisiyle daha barışık olabilmesi için vardır.

Belki de doğru soru şudur:

Aynada neyi değiştirmek istiyoruz, yoksa kendimizle ilgili hangi duyguyu?

Dr. Deniz İsmiyeva

Toplumsal analizleri ve özgün bakış açısıyla ajansımızın vizyoner kalemlerinden biri.

Tüm Makaleleri Görüntüle