Emel M.Çinkılınç
Editoryal
23 Ocak 2026

Teşvik Almak Değil, Teşviki Yönetmek Zor

Yazar Emel M.Çinkılınç
Tüm Arşivi Gör

Bir işletme sahibiyle sohbet ederken “Biz teşviği aldık, sorun kalmadı” cümlesini duyduğumda, asıl sürecin tam da o anda başladığını biliyorum. Çünkü teşvik almak bir başvuru meselesidir; ama teşviki yönetmek, zaman, bilgi ve dikkat isteyen bir yolculuktur. Çoğu işletme teşviği kazanmayı hedeflerken, onu doğru şekilde sürdürmenin ve korumanın ne kadar kritik olduğunu fark etmez. Oysa asıl risk, teşviğin alındığı değil, yanlış yönetildiği noktada ortaya çıkar.

Teşvik sistemleri, sanıldığı gibi tek seferlik avantajlar değildir. İşe alım tarihinden başlayarak çalışanın profili, işten ayrılma şekli, prim gün sayıları, bildirgeler, denetimler ve mevzuat değişiklikleriyle birlikte sürekli izlenmesi gereken bir yapıdan söz ediyoruz. Bir teşviğin şartlarından sadece birinin ihlal edilmesi, aylarca hatta yıllarca sağlanan avantajın geri alınmasına neden olabilir. Bu da işletmeler için beklenmedik ve ağır bir mali yük anlamına gelir.

En sık yapılan hatalardan biri, teşviki aldıktan sonra sürecin “otomatik” ilerleyeceğinin düşünülmesidir. Oysa teşvikler otomatik değil, dinamiktir. Personelin ücretsiz izne ayrılması, işten çıkış kodunun yanlış girilmesi, teşvik süresi bitmeden yapılan bir değişiklik; tüm dengeyi bozabilir. Çoğu zaman bu hatalar kasıtlı değil, bilgisizlikten kaynaklanır. Ancak sonuçları son derece gerçektir.

Bir diğer kritik nokta da teşviklerin birbirleriyle olan ilişkisidir. Aynı personel için farklı dönemlerde farklı teşvikler söz konusu olabilir. Burada önemli olan “hangisi var” değil, “hangisi ne zaman ve nasıl kullanılmalı” sorusuna doğru cevap verebilmektir. Yanlış sıralama ya da yanlış tercih, işletmenin potansiyel kazancını ciddi ölçüde düşürebilir. İşte bu noktada teşvik yönetimi, basit bir başvuru sürecinden çıkar ve stratejik bir planlamaya dönüşür.

Teşvik yönetimi aynı zamanda bir risk yönetimidir. Denetim süreçleri, geriye dönük incelemeler ve mevzuat değişiklikleri; işletmelerin her zaman hazırlıklı olması gereken alanlardır. Teşviki doğru yöneten işletmeler, denetimden korkmaz; çünkü süreci baştan sona kontrollü yürütür. Plansız ilerleyenler ise çoğu zaman teşviğin sağladığı avantajdan çok, yarattığı strese odaklanmak zorunda kalır.

Bu nedenle teşviklere sadece “alınan bir destek” olarak bakmak büyük bir yanılgıdır. Teşvikler, doğru yönetildiğinde işletmenin büyüme hızını artırır, yanlış yönetildiğinde ise en sağlam bütçeleri bile sarsabilir.

Şunu açıkça söylemek gerekir ki; teşvik almak bir adımdır; ama teşviki yönetmek bir uzmanlıktır.

Kazananlar teşvik alanlar değil, teşviki doğru okuyan, izleyen ve yönetenlerdir.

Çünkü mesele teşviki almak değil; onu kaybetmeden, riske girmeden, sürdürülebilir şekilde yönetebilmektir...

Emel M.Çinkılınç

Toplumsal analizleri ve özgün bakış açısıyla ajansımızın vizyoner kalemlerinden biri.

Tüm Makaleleri Görüntüle