Erhan Salman
Editoryal
21 Ocak 2026

Türk İnsanının Bitmeyen Hasreti…

Yazar Erhan Salman
Tüm Arşivi Gör

Şöyle bakıyorum da… Taraftarlık kadar… Tarafgir olmak kadar insanın gözlerini bağlayacak, hakikatten kopmasına neden olacak… Gerçekleşen olay ve hadiseleri doğru düzgün tahlil etmesine mani olacak bir başka düşünsel handikap var mıdır?

Pekâlâ, AK Parti’yi destekleyebilirsiniz… AK Parti’ye sempati duyabilirsiniz… Ama takım tutar gibi siyaset taraftarlığı yapmak, sadece desteklediğiniz partinin doğrularını görmeniz, hatta zatında yanlışlarını bile doğru görmeniz… Diğer parti taraftarlarını “düşmanlaştırmanız”, bu kesimlerden hem fiziken hem de “duygusal” kopmalar yaşamanız, kanımca gerçekten marazi bir duruma işaret eder.

Evet… Bazı somut gerçekleşmeler… İktidar yandaşlarına…

ESKİ TÜRKİYE YOKNEREDEN NEREYE… Ve…

YENİ TÜRKİYE söylemlerini tekrarlattırabilir.

Lâkin, 2025 Türkiye’sinden 2026 Türkiye’sine baktığımız zaman öyle pespembe bir tablo çizmenin anlamı yok. Nereden nereye derken, işte ayaklarımızın yere sağlam basması gerekmekte.

Eskiden demeden önce, çok iyi düşünmek durumundayız. Sürekli eski dönemki kuyruklardan bahseden iktidar “seçkinleri”, şuanki kuyrukları göremiyorlar mı? Emeklilerin saatlere varan “ucuz gıda” almak için bekleyişlerine tanık olmuyorlar mı? Olamazlar, çünkü, görmek istediklerini gördüklerinden ve gördüklerini de hayal ettikleri gibi gördüklerinden, Türkiye’de sorun yokmuş gibi davranabilmekteler.

Bugün, toplumumuzda gençler de…

Emekliler de… Emekçi çalışanlar da…

Sanırım… O kötülenen günleri “mumla” aramaktalar.

Bugün, “ileri demokrasi” türkülerini söyleyenler, 10 Ocak Gazeteciler gününde, memleketimizin düşünce suçluluğundan malul olduğunun farkında bile değiller. Neredeyse düşünce suçundan üçüncü dünya ülkeleriyle aynı hizada mesafeleneceğiz.

* * *  

Emeklilerimizden başlayalım. En düşük emekli maaşı yapılacak %18,4’lük zamla birlikte 20.000 TL olacak. Bu emekli maaşından yararlanacak emekli sayısının da 4.9 milyon kişi olması beklenmekte. Bu bağlamda bütçeden çıkacak kaynak da 69.5 milyar TL olacakmış.

Türkiye’deki toplam emekli sayısı 17 milyon civarlarındaymış.

Bunun, yaklaşık 2.5 milyonu emekli sandığından, 11.5 milyonu SSK’dan olmak üzere, geri kalanlar SSK-Bağkur emeklisi ile dul ve yetim aylığı alanlardan oluşmaktaymış.

Öte yandan…

65 yaş aylığı, 6.393 TL…

Dul aylığı, 15.000 TL…

Yetim aylığı, 5.000 TL…

Şimdi rakamlar ortada… Bu rakamlarla yurdum insanımızın mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmesi mümkün mü?

Fransız Le Monde gazetesi “Türkiye gençlerini kaybediyor”, diye yazmış. Gerçekten de artık dilimize pelesenk olan bir husus “beyin göçü”… Gençler bir umutla üniversiteye gidiyorlar, 4 yıl boyunca hem para harcanıyor hem de emek harcanıyor… E sonrası ise hüsran… Yer yer hükümet yetkililerinden babaların veya annelerin feryatlarına ilgisizlik ve umarsızlık görülmekte… Bu bağlamda, nüfusumuzun gittikçe azaldığından 2025 yılında hükümet yetkililerinden çokça açıklama duyduk. Doğurganlık oranımız esaslı bir biçimde düşmekte. Gençler “evliliğe” de artık mesafeli bakmaktalar. Evlenmek ve bir yuvayı kurmak, insanlarımızın şuanki gelirleriyle üzerinden kalkabilecekleri bir olgu değil. Bu bağlamda, gençlerimize evlenin ve en az 3 çocuk yapın diye öğüt vermek de ayakları yere basan bir tavsiye değil. Esasında, bizler daha çok 2025 yılında konuştuğumuz ve tartıştığımız husus ve konu başlıklarını, 2026 yılında da dillendirmeye devam edeceğiz. 2026 yılına girdiğimizde bu sorunlar “buharlaşmıyor”! Memleketimizde insanlarımızın bir numaralı dikkat olgusu, makroekonomik göstergeler… Bunun lamı cimi yok. Özellikle tarım sektöründeki gelişmeler de “alarm verici” boyutta. 5.870 adet tarla, 455 bağ, 72 traktör, 52 tarım makinesi, 27 samanlık ve besi damı icradan satışa çıkarılmış. Öte yandan Türkiye’de anti-depresan kullanımı son 10 yılda %66 artışla yıllık 65.6 milyon kutuya çıkmış.

* * *  

Esnaf odalarının verilerine göre kapanan işyerlerinde gözle görülür bir artış varmış.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin 2025 raporuna göre, aynı yılda 94’ü çocuk işçi olmak üzere en az 2.105 emekçi çalışma koşullarından kaynaklanan nedenlerden ötürü yaşamlarını kaybetmiş.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz, uygulanacak parasal ve mali politikalar ile gerçekleştirilecek reformlar sayesinde 2026 yılında hedeflerine ulaşacaklarını ifade etmiş.

Bu bağlamda…

2025 yılında 1.5 trilyon dolar olan milli gelirin 2026 yılında 1.7 trilyon dolara çıkması; 2025 yılında 17.000 dolar olan kişi başına düşen milli gelirin 2026 yılında 19.000 dolara yükseleceği, yine ekonomik büyümenin de %3,8 olması beklenmekteymiş.

Bir tarafta beklentiler var… Ekonominin büyüyeceği ve kişi başına düşen gelirin de büyümesi beklenmekte. Ama öte yandan, hazineden vatandaşa yapılması beklenen ödemelerde, her nedense ekonomik büyümeye uygun bir gerçekleşme yaşanmıyor.

Bir başka gelişme de memleketimizde “eğitime olan inancın” yaşanan değişimlerden ötürü gitgide zayıflaması. 2015-2025 yılları arasında, iş gelirleri bir okul bitirmeyenler ile lise altı eğitimlilerde yüzde 1,7, lise mezunlarında yüzde 1,6, üniversite mezunlarında ise yüzde 1,5 artmış. Uzmanların belirtiklerine göre, üniversite mezunlarının sayısının artmasına rağmen, yüksek katma değerli işlerin aynı paralellikte artmamasından ötürü, iş geliri açısından denge beyaz yakalılar aleyhine bozulmaktaymış. Evet, rakamsal olarak bakıldığında, 2025 yılında, bir okul bitirmeyenlerin yıllık geliri 183.900 TL iken, lise altı eğitimlilerin yıllık kazançları 290.323 TL iken, lise ve dengi okul mezunlarının yıllık iş gelirleri 376.932 TL, üniversite mezunlarının yıllık iş gelirleri 566.839 TL olarak tezahür etmiş.

Bu kişiler belki de Türkiye’deki şanslı azınlık kitle… Şu bir gerçek, izafi olarak ortaya konan rakamsal büyüklükler… Memleketimizdeki ne emeklinin ne de gençlerin, çalışmak isteyen ama bir türlü çalışamayan, öte yandan milyonlarca emekçinin reel-politik durumunu değiştirmez. Türkiye’de en büyük sorun…

İŞSİZLİKTİR ve…

GELECEĞİNDEN EMİN OLAMAMAKTIR.      

Erhan Salman

Siyaset Bilimci / Yazar

Tüm Makaleleri Görüntüle