Bu gece bir rüya gördüm. Bilen bilir rüyalarım netse, madde alemin de bir konunun cevabıdır. Ve berat gecesine uyandığımız bugün de ve aynı güne denk gelen Dolunay da
benim gördüğüm rüyanın cevabını netleştiriyordu.
Arın, bırak, tamamla ve kapat konuyu yarına yeniden başla….
Hepimiz aynı masalla başladık hayata. Arkamızda, yere kapaklanmamıza izin vermeyecek
o devasa güven abideleri ebeveynlerimiz vardı. O günlerde güven, nefes almak kadar doğaldı. Sonra büyüdük. Adımlarımız hızlandıkça, o koruyucu eller çekildi ve biz dünyanın soğuk gerçeğiyle tanıştık
İnsanın insanı sevmek için değil, kullanmak için seçebildiği o karanlık durakla.
Bir insanın ruhuna yapılabilecek en büyük kötülük, onu bir AMAÇ değil, bir ARAÇ olarak görmektir. Birinin hayatına, sadece onun size sağlayacağı konfor, çevre ya da duygusal tatmin için sızdığınızda; o insanın ruhunda tamiri imkansız ince çizikler bırakırsınız.
Kullanılmak, birinin dünyasında VAR olduğunuzu sanırken, aslında sadece bir İŞLEV olduğunuzu fark etmektir.
Bu farkındalık, insanın içindeki güven duygusunu bir kış sabahı camın buz tutması gibi dondurur.
NEDENNN dersiniz.
"Neden kalbim bir başkasının hırslarına meze oldu?"
İşte o an, o çocukluktaki sınırsız güvenin yerini, kalın duvarlar ve keskin şüpheler alır.
Kalabalığın İçindeki Issızlık
Toplum artık bir pazar yeri gibi herkes birbirinin değerini, işine yaradığı ölçüde biçiyor.
Bu KULLAN-AT kültürü, ilişkileri birer alışveriş listesine dönüştürdü.
Oysa ruh, alışveriş yapmaz, ruh sadece görülmek, duyulmak ve olduğu gibi sevilmek ister. Birinin çıkarı bittiğinde sizinle olan hikayesini de bitirmesi, sadece bir ayrılık değil, bir ruhun diğerine attığı en ağır tokattır.
Bu tokat bizi ne yapar? Diye soracak olursak.
Bizi, herkese karşı tetikte olan, gözlerinin içiyle gülmeyi unutan yorgun savaşçılara dönüştürür.
Kurtarılmış Bölgeler O "Üç Beş Kişi"
Ancak bu karanlık tablonun içinde, ruhu yeniden nefes aldıran bir mucize var. Hayatın tüm bu hırpalayıcı çarklarına rağmen; menfaatsiz, hesapsız ve sadece SİZ OLDUĞUNUZ İÇİN orada duran o üç beş kişi...
Siz düştüğünüzde değil, sadece yorulduğunuzda bile omzunu uzatanlar.
Sizin üzerinizden bir plan kurmayan, sadece sizinle bir anı paylaşmanın peşinde olanlar.
Kırıldığınızda parçalarınızı toplamak için değil, siz kendinizi toplayana kadar başınızda beklemek için gelenler.
Hayatın sonunda elimizde kalan ne başarılarımız olacak ne de kazandığımız savaşlar. Elimizde sadece, en zayıf anımızda bile yanımızda olacağından emin olduğumuz o birkaç sadık el kalacak. Eğer o üç beş kişiye sahipseniz, dünyanın geri kalanı sizi kullanmaya çalışsa da yıkılmazsınız. Çünkü bilirsiniz ki dışarıda fırtına kopsa da içeri girdiğinizde sizi olduğunuz gibi kabul eden o limanda kimse sizi bir ARAÇ olarak görmeyecektir.
Güvenmeyi yeniden öğrenmek, en zoru bilirim. Kışın ortasında incecik bir dalın yeniden çiçek açmaya niyetlenmesi kadar büyük bir cesaret ister; çünkü bir kez ayaz yiyen ruh, en sıcak güneşten bile şüphe eder.
İş hayatının o soğuk ve keskin dişlileri arasında sizi sadece bir basamak olarak görmeyen o dürüst meslektaş
Aşkın o uçsuz bucaksız, fırtınalı denizinde pusulası şaşsa da elinizi bırakmayan o cesur yürek
Dostluğun zamana ve mesafelere direnen o sarsılmaz kalesi
Ve ailenin bazen eğilen, hırpalanan ama asla kopmayan o kadim kökleri...
İşte bu hayat yolculuğunda, ruhumuzun açık yaralarına tuz basmak yerine merhem olan o "üç beş kişi", zifiri karanlık bir gecede puslu gökyüzünde parlayan birer takımyıldızı gibidir.
Yolumuzu kaybetmemek için onlara bakmaya muhtacızdır.
Evet, bir kez daha o kapıyı açmak, gardını düşürmek büyük bir riskli kumardır ve can yakabilir ama o birkaç gerçek ruhun hatırına, kalbin anahtarını paslanmaya terk etmemeye,
o eşikten bir kez daha adım atmaya her zaman değer.
Bugün, sahte kalabalıkların gürültüsünü kapatma günü. Yarın ise, o gerçek ve kıymetli birkaç yürekle yola yeniden başlama günü.
Küçük bir not: Belki de bugün, o "üç beş kişiden" birine, hiçbir sebep yokken sadece orada oldukları için bir teşekkür etmenin vaktidir.
iyi kilerim gerçekten iyi ki varsınız. Varlığınıza bin şükür
AŞK’LA
Özlem Tunç
Özlem Tunç
Toplumsal analizleri ve özgün bakış açısıyla ajansımızın vizyoner kalemlerinden biri.
Tüm Makaleleri Görüntüle