Gündem malum uyuşturucu operasyonları artıyor.
İş dünyasında, medya sektöründe, özel ve kamusal alanlarda…
Eee tabi ki benim en hassas konuların başında bağımlılık !!
Herkes konuşuyor ama işveren cephesinde hâlâ bir sessizlik hâkim.
şimdi hemen demeyin bizimle alakası ne işimiz de gücümüz de insanlarız.
Şunu açık söyleyelim “Ben bilmiyordum” devri kapandı.
Bir işyerinde çalışan kişinin madde ya da alkol etkisi altında olması sadece bireysel bir sorun değildir.
Bu durum;
– iş kazasıdır,
– hukuki sorumluluktur,
– vicdani yüktür,
– kurumsal itibarı yerle bir eden bir risktir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu işverene çok net bir yükümlülük verir.
Çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamak. Bu yükümlülük “bir şey olursa bakarız” anlayışıyla yerine getirilmez.
Bugün bir çalışanın uyuşturucu etkisiyle yaptığı hata
– bir hastanın hayatına,
– bir öğrencinin geleceğine,
– bir makinenin başındaki işçinin canına mal olabilir.
Burada kritik bir yanlış algıyı da düzeltmek gerekiyor:
Uyuşturucu testi = fişleme değildir.
Uyuşturucu testi = işten atma refleksi değildir.
Doğru kurgulanmış bir sistemde bu testler;
– erken fark etme,
– yönlendirme,
– tedaviye erişim,
– iş kazasını önleme
amacı taşır.
Ama işveren şunu bilmelidir:
Riskli bir pozisyonda çalışan personel için önlem almamak, ihmal sayılır.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu açık rıza, veri güvenliği ve sınırlar konusunda çerçeveyi zaten çiziyor. Yani “hukuken imkânsız” bahanesi gerçekçi değil. Asıl mesele, irade koyup koymamak.
Madde 28 – Çalışanın yükümlülükleri
Çalışanın,
işyerine sarhoş veya uyuşturucu madde almış olarak gelmesi,
işyerinde alkollü içki veya uyuşturucu madde kullanması haklı fesih nedenidir.
Şunu da açıkça söylemek gerekiyor. Bazı işverenler konuyu bilerek görmezden geliyor.
Çünkü kısa vadede iş aksamasın, personel eksilmesin, mesele büyümesin isteniyor.
Ama bu yaklaşım uzun vadede çok daha ağır bedeller doğuruyor.
Bir soru bırakıyorum buraya
Uyuşturucu etkisi altında çalışan bir personelin neden olduğu kazada, asıl sorumluluk kimindir?
Çalışan mı? Yoksa denetlemeyen, önlem almayan, riskleri bile bile sessiz kalan işveren/yetkili mi?
Bağımlılıkla mücadele sadece sokakta olmaz. Her yerdedir her alandadır ve İşyerinde de başlar.
Bazı sektörlerde, bazı pozisyonlarda uyuşturucu testleri bir “tercih” değil, iş güvenliği gereğidir.
Bunu soyut bir iddia olarak değil, fiili riskler üzerinden konuşmak gerekir. Örneğin;
– Sağlık sektöründe hasta ile birebir temas eden hekimler, hemşireler, teknisyenler,
– Eğitim alanında çocuk ve gençlerle çalışan öğretmenler idareciler,
– Ağır iş makineleri kullanan operatörler, vinç ve forklift sürücüleri,
– Yanıcı, patlayıcı veya kesici-delici ekipmanlarla çalışan sanayi ve üretim personelleri,
– Ulaşım ve lojistikte araç kullanan şoförler, pilotlar, deniz taşıtları personelleri,
– Medya ve sahne arkasında yüksek dikkat ve refleks gerektiren teknik ekipler…
Bu pozisyonlarda yaşanacak tek bir dikkatsizlik, telafisi olmayan sonuçlar doğurabilir.
Burada mesele kişinin özel hayatı değil; işin doğrudan güvenlik riski taşımasıdır.
İşverenlere buradan açık bir çağrı yapmak gerekiyor:
Bu konuyu kulaktan dolma bilgilerle değil, iş sağlığı ve güvenliği uzmanınıza sorarak ele alın.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında;
– hangi pozisyonların yüksek risk taşıdığı,
– hangi durumlarda test yapılabileceği,
– periyodik mi, şüpheye dayalı mı olacağı, aniden haber vermeden mi?
– açık rıza ve veri güvenliğinin nasıl sağlanacağı
net biçimde belirlenebilir.
İş güvenliği, kazadan sonra tutanak tutmak değil; kazayı olmadan önce engellemektir.
İşverenler için bu mesele bir cesaret sınavıdır. Görmezden gelmek en kolayı, sorumluluk almak ise zordur.
Ama gerçek şudur: zor olan, inanın bana doğrudur
Bu soruyu artık tek bir gruba değil, herkese açık soruyorum
Halka soruyorum
Bir işyerinde açıkça risk varken, önlem alınmıyorsa bunun bedelini kim öder?
Hukukçulara soruyorum
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun “önleyici yaklaşım” ruhu,
risk bilindiği halde susulduğunda gerçekten yerine getirilmiş sayılır mı?
İş güvenliği uzmanlarına soruyorum
Riskli pozisyonlarda alkol ve uyuşturucu meselesi, sahada gerçekten raporlanıyor mu,
yoksa “konu hassas” denilerek halının altına mı süpürülüyor?
Ve en açık soruyu işverenlere soruyorum
Bu konuyu iş güvenliği uzmanınıza gerçekten sordunuz mu,
yoksa cevabını duymaktan mı kaçtınız?
Çünkü bazen tek bir soru, bir kurumda alınmayan bir önlemi, bir kazayı, bir ihmali,
bir hayatı değiştirir.
Bu bir suçlama değil. Ama açık bir çağrıdır.
Kelebek etkisi tam da burada başlar. Sorulmayan sorular büyür, sorulan sorular dönüşüm yaratır.
Özlem Tunç
Toplumsal analizleri ve özgün bakış açısıyla ajansımızın vizyoner kalemlerinden biri.
Tüm Makaleleri Görüntüle