Özlem Tunç
Editoryal
22 Ocak 2026

Kendi İnşa Ettiğimiz Sarayların Sessiz Yıkımı ÖZ SABOTAJ

Yazar Özlem Tunç
Tüm Arşivi Gör

İnsan zihni, bazen en büyük dostumuz, bazen de en amansız rakibimizdir. Yıllardır hem akademik sahada hem de sosyal sorumluluk projelerinde gözlemlediğim bir durum var ki, insanın kendi potansiyeline vurduğu kilit, dışarıdan gelen engellerden çok daha güçlü olabiliyor.

Tunç Tataker’in geçtiğimiz günlerde paylaştığı,

"Kendi kendini sabote eden kişiler; önce bin bir çabayla bir şey inşa eder,

sonra da tüm yaptıklarını gözlerini kırpmadan yıkarlar" tespiti, bu durumun en yalın özeti aslında.

İnşa Etmenin Heyecanı, Tamamlamanın Kaygısı

Peki, bir insan neden tırnaklarıyla kazıyarak var ettiği bir başarıyı veya huzuru kendi elleriyle yerle bir eder?

Bir psikoloji perspektifiyle baktığımızda, bu durumun bir "tercih" değil, çoğu zaman farkında olunmayan bir "savunma mekanizması" olduğunu görürüz.

  • Tanıdık Acının Güvenli Limanı: Bazılarımız için mutluluk ve istikrar, gidilmemiş, yabancı topraklardır. Kişi, kaosun ve acının içinde büyümüşse; huzur ona "fırtına öncesi sessizlik" gibi gelir. Bu belirsiz kaygıya dayanamayıp, bildiği o eski, tanıdık kaosa dönmek için kendi pimi çeker.
  • "Hak Etmiyorum" İnancı: İç sesimiz bazen en acımasız eleştirmendir. Eğer temelde "ben buna layık değilim" inancı yatıyorsa, zihin dış dünyadaki başarıyı içsel gerçekliğiyle uyumlu hale getirmek için yapıyı yıkar.

Bir Gözlem: Sahadaki Yansımalar

Özellikle bağımlılık ile mücadele gibi zorlu süreçlerde, bu döngünün izlerini çok net görürüz. Kişi hayata tutunmak için büyük emek verir, her şey yoluna girmeye başlar, toplumla yeniden bağ kurar... Ve tam BAŞARDIM diyeceği noktada, o görünmez el devreye girer.

Bu, sadece bir hata değil, aslında bir kendini cezalandırma veya başarının getireceği yeni sorumluluktan kaçış halidir.

Ukalalık Etmeden Bir Kapı Aralamak

Burada asıl mesele, bu döngünün farkına varmaktır. Bu yazıyı bir reçete ya da kesin bir çözüm olarak değil, sadece bir ayna tutma çabası olarak görmenizi dilerim. Çünkü değişim; dışarıdan verilen talimatlarla değil, kişinin kendi içindeki o yıkıcı ellere şefkatle bakabilmesiyle başlar.

Kendi ellerinizle inşa ettiğiniz her ne ise bir aile, bir kariyer ya da yeni bir alışkanlık...

O yapının içinde huzurla oturmayı hak ettiğinizi kendinize hatırlatmak, bazen en büyük mücadeledir.

Geleceğe ve Kendine Sahip Çıkmak

Bu döngüden çıkmak, her zaman tek başımıza yürüyebileceğimiz bir yol değildir. Eğer siz de kendinizi sürekli başladığınız noktada ya da yıktığınız hayallerin enkazında buluyorsanız, bu yaraları bir uzman eşliğinde onarmak en büyük farkındalık ve kendinize verebileceğiniz en kıymetli hediyedir. Profesyonel bir destek almak, zayıflık değil; aksine kendi hayatının mimarı olma yolunda atılan en cesur adımdır.

Artık kendi emeğinize, sabrınıza ve ulaştığınız o güzel yere sahip çıkma vaktiniz geldi. Siz sadece inşa etmeyi değil, o inşa ettiğiniz güzelliğin içinde başı dik, huzurlu ve güvenle yaşamayı da sonuna kadar hak ediyorsunuz. Yarattığınız her başarı, kazandığınız her huzur sizin eseriniz.

Ona sımsıkı sarılın. AŞK’la

Özlem Tunç

Toplumsal analizleri ve özgün bakış açısıyla ajansımızın vizyoner kalemlerinden biri.

Tüm Makaleleri Görüntüle