Milletin dağ boyda musibetine,
Oynayan oynadı,yaman oynadı
Ben kurban gördüm koyun kurbanı.
Bu kadar milleti, bu kadar halkı,
Gör kimler eyledi oyun kurbanı (Zelımhan Yagub)
Ey Ümmetim…
Sapıklıkların, çıkar ilişkilerinin, kirli ağların içinde açan bir gülsün sen ey Resûlullah. Ve tam da bu yüzden korkuyorlar senden.Çünkü sen geldin ve düzenlerini bozdun.
Çünkü sen geldin ve zulmü adaletle, sapkınlığı ahlakla, karanlığı nurla yüzleştirdin.
Onlar bugün hâlâ aynı korkunun mirasçılarıdır.
Bu dünya Allah’ındır.Ama onlar dünyayı kendi mülkleri sanıyor.
Meydan okuyorlar, küstahlaşıyorlar, utanmazlaşıyorlar.
Zannediyorlar ki yaptıkları yanlarına kalacak.
Zannediyorlar ki güç, para ve medya hakikatin üstünü örtebilir.
Oysa bilmezler:Ahirette dağın, taşın dile geleceğini…Toprağın şahitlik edeceğini…
Mazlumun gözyaşının delil olacağını…
Bugün “Epstein dosyaları” diye anılan karanlık, sadece birkaç ismin ya da birkaç ülkenin meselesi değildir.Bu, küresel bir zihniyetin ifşasıdır.
Ahlakı çürüten, insanı nesneleştiren, kadını ve çocuğu pazarlayan, gücü sınırsız sanan bir zihniyetin açığa çıkışıdır.
İşte bu zihniyet, yıllardır aynı oyunu oynadı:
İslam’ı “gerici”,“karanlık”,“sapıkça kısıtlayıcı” bir inanç gibi göstermeye çalıştı.
Neden?
Çünkü İslam onların hayat tarzına tehditti.
Çünkü İslam, sınırsız arzularına setti.
Çünkü İslam, “hesap var” diyordu.
Ve onlar hesap fikrinden nefret ediyordu.Sultan Süleyman’a kalmayan zenginlik,
İrem cennetini yer yüzünde kurmak isteyenlere yeryüzünde nasip olmayan;
Bunları görenler, Rabbimizin adaletinin er geç tecelli edeceğini anlamazlar.
Kur’an’da İblis, Allah’a hitaben şöyle der:
“Ben Senin izninle onların hepsini saptıracağım… ama Senin seçilmiş kulların hariç.” (Sad:82‑84)
Şeytan, hepimizi saptırmak ister; ama O’nun gücü, Allah’ın izni dışında hiçbir şey yapamaz. Ve biz, kendi irademizle doğru yolu seçebiliriz.
Baal’e tapanlar tarih boyunca oldu; bugün de nefislerine, tutkularına, boş arzulara tapanlar var.
Ama Allah, kalbini O’na teslim edenleri korur.
Bir yanda çocuk istismarını örtbas edenler,
Bir yanda aileyi savunana “gerici” diyenler…sapkın ağları koruyanlar,iffetten bahsedeni susturanlar… Bu mesele yalnızca siyasetle, dosyalarla ya da küresel karanlık ağlarla sınırlı değil. Asıl işgal, zihinde ve evin içinde yaşanıyor.
Bir yanda Kurban Bayramı’nı “vahşet” diye yaftalayanlar var.Hz İbrahimî teslimiyeti, fedakârlığı, paylaşmayı anlamayan;ama Ramazan Bayramı’nı “eski”, “gereksiz”, “nostaljik” bulanlar…
Öte yanda Batı’nın kirli tuzağı olan sözde bayramları,Cadılar Bayramı’nı, vampiri, şeytanı, kanı ve korkuyu çocuklarına “eğlence” diye tanıtan bir zihniyet var.
“Ne olacak canım, çocuğumun ağzında vampir dişi olsa?”“Ne olacak, çocuk eğleniyor.”
Sorun tam da burada başlıyor.Çünkü mesele diş değil, alışkanlık.Mesele kostüm değil, normalleştirme. Mesele oyun değil, zihin inşası.
Bir çocuğa kanı, karanlığı, korkuyu süsleyerek sunarsan;
yarın merhameti, edebi, sınırı anlatamazsın.
Daha kötüsü var.
Festival adı altında; yarı çıplak değil, neredeyse çıplaklığı pazarlayan,
madde bağımlılığı kokan görüntüleri“özgürlük”, “sanat”, “modernlik” diye servis edenler var.
Ve ne acıdır ki;
bunları paylaşan, beğenen, özenen bir nesil yetişiyor.
Durun…
Daha da kötüsü var.
“Özgür düşünce” diyerek cinsiyetsizliği bir nimet gibi sunan,fıtratı inkâr eden, sınırları yok eden,
insanı biyolojik bir deneye çeviren bir yapı var.
Ve bu yapı;bu kişilerin hayatını sürekli lüks, zenginlik, şıltı içinde gösteriyor.
Bilinçli olarak.
Çünkü bilinmelidir ki: Cinsiyetsizlik kirli para getirebilir,
ama gerçek zenginlik getirmez.
Çünkü gerçek zenginlik;aidiyetle, ahlakla, kökle, sorumlulukla olur.
İşte bu yüzden korkuyorlar İslam’dan. Kurban’a “vahşet”,iffete “baskı”,aileye “gericilik” diyorlar.
İşte korkuları buradadır.
Ey ümmet!Sen zayıf değilsin. Sen unutturulmuşsun. Sen geri kalmış değilsin.
Sen bilinçli olarak yavaşlatıldın.
Ama nur söndürülmez.
Hakikat gömülmez.
İslam’ın nuru, karanlık dosyaların, kirli ittifakların, çürümüş elitlerin üstüne doğmaya devam eder.
Bugün bağırarak susturduklarını,
Yarın fısıltıyla bile durduramayacaklar.
Çünkü bir gün: Hak, kendi ayağıyla ayağa kalkar.Ve batıl, bütün gürültüsüne rağmen susar.
Bu bir öfke yazısı değil.Bu bir uyanış çağrısıdır.Bu bir ümmete hatırlatmadır.
Gül hâlâ açıyor ey Resûlullah…Ve onlar hâlâ bu kokudan korkuyor.