Köşe Yazısı 28 Haziran 2026 03:00

ABD'NİN İRAN'A SALDIRISI ORTA DOĞU'YU YENİDEN ATEŞE ATTI

Zafer Özcivan
Yazar Zafer Özcivan

ABD'NİN İRAN'A SALDIRISI ORTA DOĞU'YU YENİDEN ATEŞE ATTI

Orta Doğu'da yıllardır süren gerilim, bir kez daha sıcak çatışmaya dönüştü. İran basınının duyurduğu patlama haberleri, dünyanın dikkatini yeniden Körfez'e çevirdi. Hürmüz Boğazı'na yakın Sirik bölgesinde art arda patlama sesleri duyulurken, kısa süre sonra ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'a yönelik askeri saldırı düzenlediklerini açıkladı. Bunun üzerine İran Devrim Muhafızları da beklenen karşılığı verdiğini duyurarak Körfez bölgesindeki ABD üslerine misilleme saldırıları düzenlediklerini açıkladı.

Yaşanan gelişmeler, sadece ABD ile İran arasında yeni bir askeri gerilim anlamına gelmiyor. Aynı zamanda dünya ekonomisini, enerji piyasalarını ve bölgedeki milyonlarca insanın geleceğini de doğrudan etkileyebilecek çok kritik bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor.

Sıradan vatandaş açısından bakıldığında ise en büyük soru şu: "Bu savaş bize nasıl yansıyacak?"

Aslında cevabı oldukça basit.

Çünkü Hürmüz Boğazı, dünyanın en önemli petrol geçiş yollarından biri. Dünyada üretilen petrolün önemli bir bölümü bu dar deniz yolundan geçerek Avrupa ve Asya pazarlarına ulaşıyor. Bölgede yaşanacak her askeri hareketlilik, petrol fiyatlarının yükselmesine neden oluyor.

Petrol pahalanınca sadece akaryakıt zamlanmıyor.

Nakliye maliyetleri yükseliyor.

Üretim maliyetleri artıyor.

Elektrik üretimi daha pahalı hale geliyor.

Sonunda market raflarındaki birçok ürünün fiyatı da bundan etkileniyor.

Yani Orta Doğu'da patlayan bir füzenin etkisi, binlerce kilometre uzaktaki insanların cebine kadar ulaşabiliyor.

ABD'nin saldırısının ardından uluslararası piyasalarda güvenli liman olarak görülen altın fiyatlarında hareketlilik yaşanırken, petrol piyasaları da gelişmeleri yakından izlemeye başladı. Uzmanlar, çatışmaların büyümesi halinde enerji fiyatlarında yeni yükselişlerin görülebileceğini ifade ediyor.

İran ise uzun yıllardır uygulanan yaptırımlara rağmen askeri kapasitesini korumaya çalışan ülkelerden biri olarak dikkat çekiyor.

Özellikle balistik füze gücü ve insansız hava araçları konusunda önemli yatırımlar yapan İran, doğrudan saldırıya karşılık vermekten kaçınmayacağını uzun süredir dile getiriyordu.

Nitekim açıklanan misilleme saldırıları da bunun ilk örneği olarak değerlendiriliyor.

İran'ın hedef aldığı ABD üsleri, Körfez bölgesindeki Amerikan askeri varlığının önemli merkezleri arasında bulunuyor.

Uzmanlara göre en büyük risk, saldırıların karşılıklı olarak artması.

Çünkü bir taraf saldırdıkça diğer tarafın daha sert cevap vermesi ihtimali büyüyor.

Bu durum da çatışmaların sadece iki ülke arasında kalmayıp bölgedeki diğer ülkeleri de içine çekebilecek daha geniş çaplı bir krize dönüşmesine yol açabilir.

Bölgedeki ülkelerin çoğu böyle bir senaryodan endişe ediyor.

Çünkü savaş büyüdükçe ticaret aksıyor.

Deniz taşımacılığı zorlaşıyor.

Sigorta maliyetleri yükseliyor.

Yatırımcılar güvenli ülkelere yöneliyor.

Ekonomik belirsizlik ise tüm dünyaya yayılıyor.

Özellikle enerji ithalatına bağımlı ülkeler için bu süreç oldukça hassas.

Petrol fiyatlarının yükselmesi enflasyonla mücadeleyi de zorlaştırıyor.

Merkez bankalarının faiz politikaları yeniden baskı altına girebiliyor.

İş dünyası ise yeni yatırımlar konusunda daha temkinli davranıyor.

Turizm sektörü bile bu gelişmelerden etkilenebiliyor.

Çünkü savaş haberleri insanların seyahat planlarını değiştirebiliyor.

Bir başka önemli konu ise uluslararası diplomasi.

Birçok ülke taraflara itidal çağrısı yaparken, çatışmaların büyümeden sona erdirilmesi için diplomatik girişimlerin hız kazanması bekleniyor.

Geçmişte benzer krizlerde arabuluculuk çalışmaları devreye girmiş, taraflar zaman zaman masaya oturabilmişti.

Ancak bu kez karşılıklı sert açıklamalar, sürecin kolay olmayacağını gösteriyor.

Bölgede yaşanan her yeni saldırı, sadece askeri değil psikolojik etkiler de oluşturuyor.

İnsanlar geleceğe ilişkin daha fazla endişe duymaya başlıyor.

Piyasalarda belirsizlik artıyor.

Şirketler yatırım kararlarını erteliyor.

Vatandaş ise hayat pahalılığı konusunda kaygılanıyor.

Dünya ekonomisinin son yıllarda pandemi, yüksek enflasyon ve çeşitli bölgesel savaşlarla zaten ciddi sınavlardan geçtiği düşünülürse, Orta Doğu'da yeni bir cephe açılması küresel ekonomi açısından da istenmeyen bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Sonuç olarak ABD'nin İran'a yönelik saldırısı ve İran'ın buna misillemeyle karşılık vermesi, Orta Doğu'daki hassas dengelerin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Bundan sonraki süreçte en önemli konu, tarafların çatışmayı daha da büyütüp büyütmeyeceği olacak.

Çünkü atılacak her yeni adım sadece bölgenin değil, tüm dünyanın ekonomik ve siyasi geleceğini etkileme potansiyeline sahip.

Herkesin ortak beklentisi ise silahların değil diplomasinin konuştuğu, gerilimin daha fazla can kaybına ve ekonomik yıkıma dönüşmeden sona erdiği bir sürecin başlamasıdır. Dünya şimdi gözünü Körfez'e çevirmiş durumda ve önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmeler, uluslararası siyasetin yönünü belirleyecek kadar önemli görülüyor.

Kaynak: Euronews

Zafer Özcivan

Zafer Özcivan

Ekonomist / Yazar

Yazarın tüm yazıları