Zafer Özcivan
Editoryal
30 Ocak 2026

FED FAİZİ SERBEST TUTTU

Yazar Zafer Özcivan
Tüm Arşivi Gör

FED FAİZİ SERBEST TUTTU

ABD Merkez Bankası (Fed), küresel piyasaların merakla beklediği toplantısında politika faizini yüzde 3,50 – 3,75 aralığında sabit bırakma kararı aldı. Karar, oybirliğine yakın bir uzlaşıyla alınırken, Fed yönetimi faiz indirimine ya da artışına yönelik net bir sinyal vermekten özellikle kaçındı. Böylece ABD para politikasında “temkinli bekleyiş” dönemi bir kez daha teyit edilmiş oldu.

FED’in bu kararı, yalnızca Amerikan ekonomisi açısından değil; küresel finansal dengeler, gelişmekte olan ülkeler, emtia fiyatları ve döviz piyasaları açısından da önemli mesajlar içeriyor. Yüksek faiz ortamının kalıcı hale geldiği bu yeni dönemde, merkez bankalarının manevra alanı giderek daralırken, ekonomik aktörlerin beklentileri de yeniden şekilleniyor.

Enflasyonla Mücadele Bitmedi, Acele Yok

FED’in faizleri sabit tutma kararının temel gerekçesi, enflasyonla mücadelenin henüz tam anlamıyla kazanılmamış olması. ABD’de yıllık enflasyon önceki zirvelerine kıyasla gerilese de FED’in uzun vadeli hedefi olan yüzde 2 seviyesinin hâlâ üzerinde seyrediyor. Özellikle hizmet enflasyonu ve ücret artışları, fiyat baskılarının tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.

Fed Başkanı yaptığı açıklamada, “Enflasyonda ilerleme kaydedildi, ancak bu ilerlemenin kalıcı olduğundan emin olmak istiyoruz” ifadelerini kullandı. Bu yaklaşım, faiz indirimlerine yönelik piyasa beklentilerini bir miktar törpülerken, FED’in veri odaklı duruşunu sürdürdüğünü de ortaya koydu.

Ekonomik Büyüme Dayanıklı Ama Kırılgan

Faizlerin sabit tutulmasında etkili olan bir diğer unsur ise ABD ekonomisinin genel görünümü. Yüksek faizlere rağmen tüketim harcamalarının görece güçlü kalması ve işsizlik oranının tarihi düşük seviyelere yakın seyretmesi, ekonominin hâlâ dirençli olduğuna işaret ediyor.

Ancak bu tablo, risklerin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Özellikle kredi koşullarındaki sıkılık, ticari gayrimenkul piyasasında artan sorunlar ve hane halkı borçluluğundaki yükseliş, ekonomik görünüm üzerinde baskı oluşturuyor. Fed, bu nedenle erken bir faiz indiriminin yeniden enflasyonist baskıları tetikleyebileceği endişesini göz ardı etmiyor.

Piyasalar Kararı Nasıl Okudu?

FED’in faizleri sabit tutma kararı, piyasalarda genel olarak beklenen bir adım olarak değerlendirildi. Karar sonrası ABD borsalarında sınırlı dalgalanmalar görülürken, tahvil faizlerinde belirgin bir yön değişimi yaşanmadı. Bu durum, yatırımcıların FED’in mevcut duruşunu büyük ölçüde fiyatladığını gösteriyor.

Dolar endeksi ise karar sonrasında yatay bir seyir izledi. Bu da FED’in ne şahin ne de güvercin bir ton kullanmasının, döviz piyasalarında güçlü bir fiyatlamaya yol açmadığını ortaya koydu. Yatırımcılar açısından asıl belirleyici unsurun, önümüzdeki aylarda açıklanacak enflasyon ve istihdam verileri olacağı vurgulanıyor.

Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Ne Anlama Geliyor?

FED’in faizleri yüksek seviyede sabit tutması, gelişmekte olan ülkeler açısından çelişkili bir tablo yaratıyor. Bir yandan küresel likidite koşulları sıkı kalmaya devam ederken, diğer yandan faiz artışlarının durması, sermaye akımları üzerindeki baskıyı bir miktar hafifletiyor.

Ancak uzmanlara göre, FED’in faiz indirimine başlamadığı bir senaryoda, gelişmekte olan ülkelerin kendi iç dinamiklerine daha fazla odaklanması gerekecek. Enflasyonla mücadele, mali disiplin ve yapısal reformlar, bu ülkelerin küresel dalgalanmalara karşı dayanıklılığını belirleyen temel unsurlar olmaya devam edecek.

Emtia ve Enerji Piyasalarında Denge Arayışı

Faiz kararının emtia piyasalarına etkisi ise daha sınırlı oldu. Altın fiyatları, yüksek faiz ortamının cazibesini azaltmasına rağmen, küresel belirsizliklerin etkisiyle güçlü bir destek bulmaya devam ediyor. Petrol fiyatları ise jeopolitik gelişmeler ve arz yönlü riskler nedeniyle Fed kararından bağımsız bir seyir izliyor.

FED’in faizleri sabit tutması, emtia piyasalarında “denge arayışının” sürdüğüne işaret ediyor. Yatırımcılar hem para politikasındaki belirsizlikleri hem de küresel büyüme görünümünü dikkatle izliyor.

FED’in Mesajı: Sabır ve İhtiyat

FED’in bu toplantıdan çıkan en net mesajı, sabır ve ihtiyat oldu. Merkez bankası, ne erken bir gevşemeyle enflasyon riskini göze almak istiyor ne de gereğinden uzun bir sıkılaşmayla ekonomik aktiviteyi boğmayı hedefliyor. Bu ince denge, FED’in önümüzdeki dönemde de politika yapımında zor bir patikada ilerleyeceğini gösteriyor.

Ekonomistler, FED’in faiz indirimlerine başlaması için enflasyonda kalıcı bir düşüş ve işgücü piyasasında daha belirgin bir soğuma görmek isteyeceğini vurguluyor. Bu da faizlerin bir süre daha mevcut seviyelerde kalabileceği anlamına geliyor.

Sonuç: Belirsizlik Azalmıyor, Strateji Değişiyor

FED’in politika faizini yüzde 3,50 – 3,75 aralığında sabit bırakması, küresel ekonomi için net bir rahatlama sağlamasa da ani bir şok etkisi de yaratmadı. Bu karar, yüksek faiz döneminin artık “yeni normal” olarak kabul edildiğini ve ekonomik aktörlerin bu koşullara uyum sağlamak zorunda olduğunu gösteriyor.

Önümüzdeki dönemde, FED’in atacağı adımlar kadar, bu adımların zamanlaması ve iletişim dili de piyasalar açısından belirleyici olacak. Küresel ekonomi, belirsizliklerin tam olarak ortadan kalkmadığı; ancak risklerin daha dikkatli yönetilmeye çalışıldığı bir sürece girmiş durumda. Bu süreçte, FED’in her kelimesi ve her veri seti, piyasalar için yön gösterici olmaya devam edecek.

Kaynak: Euronews

Zafer Özcivan

Ekonomist / Yazar

Tüm Makaleleri Görüntüle